Eğer sorunuzun cevabını bulamadıysanız, lütfen info@evrenselbirlik.com adresinden bizimle iletişime geçin.
Teslimiyet yeni bir din değildir. Âdem zamanından beri uygulanan ve tüm peygamberler ile elçiler tarafından tebliğ edilen ilk ve asli inançtır. “Teslimiyet,” Tanrı’nın mutlak otoritesini fark ettiğimiz ve tüm güce sahip olanın YALNIZCA Tanrı olduğuna; O’ndan bağımsız başka hiçbir varlığın hiçbir güce sahip olmadığına dair sarsılmaz bir kanaate ulaştığımız dindir. Böyle bir farkındalığın doğal sonucu, yaşamlarımızı ve tapınmamızı mutlak bir şekilde YALNIZCA Tanrı’ya adamaktır. Bu, Eski Ahit, Yeni Ahit ve Son Ahit de dâhil olmak üzere tüm kutsal yazılardaki İlk Buyruktur.
Dinle, Ey İsrail! Tanrımız Rab Tek Tanrı’dır!
Bu yüzden Tanrınız Rabbi çok sevin
bütün yüreğinizle,
bütün ruhunuzla,
bütün aklınızla
ve bütün gücünüzle.
[Yasa’nın Tekrarı 6:4-5, Luka 12:29-30, Kuran 3:18]
Tanrı’nın, O’nun şanlı niteliklerinin üzerine derin derin düşünelim;
evrenin Yaratıcısı olarak bu evrendeki her şeyin temeli olandır,
Her An Her Yerde Var Olan, Her Şeye Gücü Yeten, Her Şeyi Bilen olarak tapılmaya layık olandır
ve var oluşu kendinden olan bilinçli varlıktır,
tüm cehaleti ve kirleri zihinden kaldıran
ve aklımızı arındırıp keskinleştirendir.
[Gayatri Mantra, Yajur Veda]
Teslimiyet, bir mezhep, tarikat ya da yeni bir dini sistem değildir. Tek bir temel ilkeye dayanan saf ve özgün inançtır: Yalnızca Tanrı’ya mutlak teslimiyet.
Temel fark, odak noktası ve otoritenin kaynağıdır.
Teslimiyet’te:
Teslimiyet;
Birçok din başlangıçta saf tektanrıcılık üzerine kurulmuş olsa da, Teslimiyet bu özgün saflığı korur ve tüm peygamberler tarafından iletilen öz mesaja geri döner:
Yalnızca Tanrı’ya kulluk edin ve yaşamınızı bütünüyle O’na adayın.
Özetle fark, hangi Tanrı’ya inanıldığı değil, - ki diğer dinlerin mensupları ile aynı ve tek Tanrı'ya inanıyoruz - Tanrı’ya ne kadar saf ve münhasır şekilde kulluk edildiğidir.
Her din bidatler, gelenekler ve sahte, putperest doktrinler tarafından bozulmuş olsa da her
dinde “Teslim Olanlar” olabilir. Hristiyan, Yahudi, Müslüman, Hindu, Budist veya daha başka Teslim Olanlar olabilir. Bu Teslim Olanlar, toplu olarak Tanrı’nın kabul ettiği tek dini teşkil ederler. Bu kitabın ön sayfasında yer alan temada vurgulandığı gibi, YALNIZCA Tanrı’ya adanmış olan ve Tanrı’nın yanına hiçbir put yerleştirmeyen tüm Teslim Olanlar, günahın bedelinden Tanrı’nın ebedi krallığına kurtarılırlar (2:62). Gerçek teslim olanların bir ölçütü, onların Kuran’da itiraz edilebilir hiçbir şey bulmayacak olmalarıdır.
Teslimiyet bir isim değildir; kişinin İsa’yı, Meryem’i, Muhammed’i veya azizleri putlaştırmadan YALNIZCA Tanrı’ya tam teslimiyetinin ve adanmasının bir tanımıdır. Kim bu kritere uyarsa o bir Teslim Olandır. Tanrı’ya teslim olan ve tapınmayı YALNIZCA Tanrı’ya adayan herkes bir “Teslim Olan”dır. Bu nedenle, birisi Teslim Olan bir Yahudi, Teslim Olan bir Hristiyan, Teslim Olan bir Budist, Teslim Olan bir Hindu veya Teslim Olan bir Müslüman olabilir.
Bunu daha kolay anlaşılır kılmak için bir alegori kullanalım. Yahudilik, Hristiyanlık, İslam, Budizm ve diğerleri; her biri kendine özgü ritüel sistemlerine sahip araçlar olarak görülebilir. Tam teslimiyet ve Tanrı’ya eksiksiz adanmışlık ruhu bu araçların içine girdiğinde, bu araçlar putperestlikten arınır ve asıl amaçlarına hizmet etmeye başlar: ruhları olgunlaştırıp büyütmek ve insanları Tanrı’nın Krallığına girmeye hazırlamak. Başka bir deyişle, bu yollar Teslimiyet ruhuyla dolduğunda, insanı gerçek hedefe — Tanrı’nın Krallığına dönüşe — götüren vasıtalar hâline gelirler. Bu inanç sistemleri — yani ritüel yapıları — araçlardır ve bu araçlar Son Antlaşma’da (5:48) tanınmış ve onaylanmıştır. Bu alegoride araç kelimesi; Yahudilik, Hristiyanlık, İslam, Budizm vb. inanç sistemlerini ve onların ritüel yapılarını temsil eder. Bu inançların içine girip onları arındıran ruh ise, Tanrı tarafından kabul edilen tek din olan Teslimiyet’i temsil eder. Nihai hedef ise Tanrı’nın Ebedî Krallığıdır.
Şimdi bir başka alegori kullanalım. Bir tren hayal edin. Tren vagonlarının içinde, yolculuk boyunca hazineler biriktirebileceğimiz bölmeler ve mekanizmalar vardır. Bu trenin lokomotifi Teslimiyet, varış noktası ise Tanrı’nın Krallığıdır. Vagonlar ve onların iç sistemleri; Yahudilik, Hristiyanlık, İslam, Budizm ve diğer inanç yollarını ve ritüel sistemlerini temsil eder. Bu araçların amacı ruhu besleyip büyütmektir. Bir kişi hangi vagonda olursa olsun, lokomotif aynı olmak zorundadır. Eğer lokomotif — yani yalnızca Tanrı’ya gerçek teslimiyet — sağlam ve doğru yönde ilerliyorsa, yolculuk Tanrı’nın Krallığına ulaşır. Ancak lokomotif bozulmuş ya da yanlış yöne çevrilmişse, bu yolculuk Tanrı’nın Krallığında değil, Şeytan’ın krallığında son bulur.
Antlaşma Elçisi Reşad Halife, Kuran’ın Yetkili İngilizce Çevirisi’nin önsözünde, Tanrı katında kabul edilen tek ve birleşik dini şu şekilde ilan etmiştir:
Tüm İnsanlar İçin Birleştirilmiş Tek Dinin İlanı
Dünyanın bütün dinleri—Yahudilik, Hristiyanlık, İslam, Hinduizm, Budizm ve diğerleri—bidatler, gelenekler ve peygamberler, azizler gibi insanların putlaştırılması yoluyla ciddi şekilde bozulmuştur.
Eski Ahit’te (Malaki 3:1), Yeni Ahit’te (Luka 17:22-36 ve Matta 24:27) ve bu Son Ahit’te (3:81) belirtildiği gibi Tanrı’nın planı, tüm kutsal metinler iletildikten sonra Tanrı’nın Antlaşma Elçisi’ni göndermeyi icap ettirir. Tanrı’nın Antlaşma Elçisi’nin esas vazifesi, kutsal metinleri arındırmak ve onları bu dünyanın Yaratıcısı ve Sürdürücüsü'nden bu dünyaya tek bir evrensel mesajda birleştirmektir.
Kutsal metinlerin bu büyük kehaneti artık yerine getirildi. Tanrı’nın Antlaşma Elçisi, diz çöktürücü somut kanıtla desteklenmiş bir şekilde ulaşmış bulunuyor (bkz. Ek İki). Arınma ve birleşme süreci başladı. Tanrı’nın planı, Tanrı’nın görünmez güçleri tarafından desteklenmektedir ve bu ilahi planın muazzam boyutları, sahte dincilerin son zamanlardaki ifşası ile Berlin Duvarı, Demir Perde ve bambu perdesi gibi özgürlük karşıtı bariyerlerin ortadan kalkmasıyla belirgin hale geldi.
Bundan böyle, Tanrı’nın kabul ettiği tek bir din vardır—Teslimiyet. Tanrı’ya teslim olan ve tapınmayı YALNIZCA Tanrı’ya adayan herkes bir “Teslim Olan”dır. Bu nedenle, birisi Teslim Olan bir Yahudi, Teslim Olan bir Hristiyan, Teslim Olan bir Budist, Teslim Olan bir Hindu veya Teslim Olan bir Müslüman olabilir.
Tanrı'nın kabul ettiği tek din Teslimiyet’tir. [3:19]
Kim kendine din olarak Teslimiyet’ten başkasını ararsa, ondan kabul edilmeyecektir ve Ahirette o, kaybedenlerle birlikte olacaktır. [3:85]
(Reşad Halife, Kasım 1989)
Tanrı’nın bir elçisi, Tanrı’nın elçisi olduğuna dair kanıt sunmak zorundadır. Tanrı’nın her elçisi, Her Şeye Kâdir Olan tarafından mesajlarını iletmeye yetkili olduğunu kanıtlayan inkâr edilemez ilahi işaretlerle desteklenir. Musa değneğini yere attı ve bir yılana dönüştü, İsa Tanrı’nın izni ile cüzzamlıyı iyileştirdi ve ölüyü diriltti, Salih’in işareti o ünlü deve idi, İbrahim ateşten çıktı ve Muhammed’in mucizesi Kuran’dı (Kuran 29:50-51).
Kuran (3:81, 33:7, 33:40) ve Kitab-ı Mukaddes (Malaki 3:1-3), bütünleştirici elçinin, Tanrı’nın Antlaşma Elçisi’nin gelişini önceden haber verdi. Böylesi kritik bir misyonla gelen bir elçiye, ancak en güçlü mucize ile desteklenmek uygun düşer (Kuran 74:30-35). Önceki elçilerin mucizeleri zaman ve mekânla sınırlı iken, Tanrı’nın, Kendi Antlaşma Elçisini destekleyen mucizesi daimidir; herhangi bir kişi tarafından, herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde şahit olunabilir.
Kuran'ın Yetkilendirilmiş İngilizce Versiyonu'nun Ek 2 kısmı Reşad Halife’nin Tanrı’nın Antlaşma Elçisi olduğuna dair fiziksel, incelenebilir, teyit edilebilir ve çürütülemez deliller sunmaktadır.
İşte, önümde yolu hazırlaması için elçimi gönderiyorum;
ve aradığınız Rab ve arzu ettiğiniz antlaşma elçisi ansızın tapınağa gelecektir.
Evet, o geliyor diyor her şeye egemen Rab.
Fakat onun geldiği güne kim dayanacak?
Ve o göründüğünde kim ayakta durabilir?
Çünkü o bir maden arıtıcının ateşi gibi veya çırpıcının kül suyu gibidir.
[Malaki 3:1-2]
Büyük Kehanet Gerçekleşti:Tanrı’nın Antlaşma Elçisi*
[Son Ahit 3:81] TANRI şunu diyerek peygamberlerle bir antlaşma yaptı, “Size kutsal yazı ve bilgelik vereceğim. Daha sonra, mevcut tüm kutsal yazıları doğrulamak için bir elçi gelecek. Ona inanacak ve onu destekleyeceksiniz.” “Bunu kabul ediyor musunuz ve bu antlaşmayı yerine getirmeye söz veriyor musunuz?” dedi. Onlar “Kabul ediyoruz”
*3:81 Bu büyük kehanet artık gerçekleşti. Bu ayette ve Kitab-ı Mukaddes’in Malaki 3:1-21, Luka 17:22-36 ve Matta 24:27’sinde önceden haber verildiği gibi, Tanrı’nın Antlaşma Elçisi, Tanrı’nın peygamberleri tarafından iletilen Tanrı’nın mesajlarını arındırmak ve birleştirmek zorundadır. Yahudilik, Hristiyanlık, İslam, Hinduizm, Budizm vb. ciddi şekilde bozulmuştur. Onları arındırmak ve yalnızca O’na tapmanın sancağı altında birleştirmek Her Şeye Kâdir Tanrı’nın iradesidir. Kuran’ın matematiksel kodu içinde ismi “Reşad Halife” olarak tartışmasız bir biçimde belirtilmiş olan Tanrı’nın Antlaşma Elçisi'ni desteklemek için Tanrı tarafından diz çöktürücü kanıt sağlanmıştır. Örneğin, “Reşad”ın sayısal değeri (505) artı “Halife” nin sayısal değeri (725) artı bu ayetin numarası (81) toplamı 1311 veya 19x69 eder (detaylı delil için Ek 2’ye bakınız).
Basit cevap şudur: Tanrı bu gerçeği, somut ve tamamen inkâr edilemez bir delille desteklenen Son Antlaşması'nda ilan etmektedir. Ayrıca Tanrı, bu hakikati duyurmak ve onu on dokuz (19) sayısına dayalı büyük matematiksel mucize ile desteklemek üzere Antlaşma Elçisi’ni göndermiştir. Eğer bize bir mucize — açık ve kesin bir kanıt — sunulmuşsa, bunu neden reddedelim? Ve Tanrı’ya yalnızca O’na adanmak ve yalnızca O’na teslim olmak nasıl yanlış olabilir? Her açıdan bakıldığında — önceki tüm kutsal kitapların mesajı, ilahi bir kanıtın varlığı, bir elçinin gönderilmesi ve hatta saf mantık açısından — bunu reddetmek için geriye hangi mazeret kalır?
Teslimiyet: Tek Din
[Son Ahit 3:19] TANRI’nın onayladığı tek din “Teslimiyet”tir. İroniktir ki, aldıkları bilgiye rağmen kıskançlıktan dolayı bu gerçek hakkında anlaşmazlığa düşenler, kutsal yazı almış olanlardır. TANRI’nın vahiylerini reddeden böyleleri için TANRI hesap görmede en şiddetli olandır.
Tanrı’nın Onayladığı Tek Din
[Son Ahit 3:85] Kim kendi dini olarak Teslimiyet’ten başkasını kabul ederse, ondan kabul edilmeyecektir ve o, Ahirette kaybedenlerle olacaktır.
Lütfen Dr. Reşad Halife tarafından hazırlanmış Kuran’ın Yetkili İngilizce Çevirisi’ndeki aşağıdaki ayetlere ve dipnotlarına, ayrıca Ek 9’a bakınız. Bu kaynaklar, İbrahim Peygamberin rolünü açık ve net bir şekilde ortaya koymaktadır.
İbrahim: İslam’ın İlk Elçisi*
[4:125] İbrahim’in inanç sistemine: Tek tanrıcılığa uygun olarak tamamen TANRI’ya teslim olandan ve doğru bir hayat sürenden daha iyi kime dininde rehberlik edilir? TANRI İbrahim’i, sevdiği bir dostu olarak seçmiştir.
*4:125 Âdem’den beri tüm elçiler bir ve aynı dini vaaz ettiler. İbrahim, “İslam” adındaki inanç sisteminin ilk elçisiydi (22:78, Ek 26). “İslam” bir isimden ziyade “Teslimiyet” anlamına gelen bir tanımdır.
İbrahim: İslam’ın İlk Elçisi*
[22:78] TANRI uğrunda, O’nun uğrunda çaba göstermeniz gerektiği gibi çaba gösterin. O sizi seçti ve dininizi uygularken size hiçbir zorluk yüklemedi—babanız İbrahim’in dini. Sizi ilk başta “Teslim Olanlar” olarak adlandıran odur. Böylelikle, elçi sizin aranızda bir şahitlik görevi görsün ve siz de insanlar arasında şahitlik görevi görün. Bunun için İletişim Namazlarını (Salat) gözetin, zorunlu bağışı (Zekat) verin ve TANRI’ya sımsıkı tutunun; O sizin Rabbinizdir, en iyi Rab ve en iyi Destekçi.
*22:78 Tüm elçiler “Yalnızca Tanrı’ya tapmak” olan bir ve aynı mesajı vaaz etmelerine rağmen, İbrahim “Teslimiyet” (İslam) ve “Teslim Olan” (Müslüman) sözcüklerini türeten ilk elçiydi (2:128). İbrahim’in Teslimiyet’e katkısı ne oldu? 16:123’ten öğreniyoruz ki Teslimiyet’teki tüm dini görevler İbrahim aracılığı ile vahyedildi (Ek 9 ve 26’ya bakınız).
Ek 9
İbrahim: İslam’ın İlk Elçisi
Yaygın efsanelerden biri de Muhammed’in İslam’ın kurucusu olduğudur. Yalnızca Tanrı’ya tam teslimiyet olan İslam, Âdem zamanından beri Tanrı tarafından tanınan tek din olmasına rağmen (3:19, 85), Kuran’da İbrahim’in “İslam” (Teslimiyet) sözcüğünün ilk kullanıcısı ve bizi “Müslümanlar” yani Teslim Olanlar olarak adlandıran kişi olduğu haber verilmektedir (22:78). İbrahim’in Tanrı'ya olan örnek teslimiyeti, bunun Tanrı'nın emri olduğunu düşündüğünde, tek oğlu İsmail'i kurban etmeye yönelik ünlü istekliliğiyle kanıtlanır. Anlaşıldığı üzere, böyle bir emir aslında Şeytan'dan geliyordu.
Tanrı Hiçbir Zaman İbrahim’e Oğlunu Kurban Etmesini Emretmedi
Tanrı En Merhametlidir. Asla Kendi yasasını ihlal etmez (7:28). En Merhametli'nin İbrahim’e oğlunu öldürmesini emrettiğine inanan birinin, Tanrı’nın Cennetine girmesi mümkün değildir. Tanrı hakkında böylesi şeytanî bir düşünce, ağır şekilde küfürdür. Kuran’ın hiçbir yerinde, Tanrı’nın İbrahim’e oğlunu öldürmesini emrettiğini görmüyoruz. Tam tersine, Tanrı, İbrahim’i ve İsmail’i Şeytan’ın komplosundan kurtarmak için müdahale etti (37:107) ve İbrahim’e dedi ki: “Sen rüyaya inandın” (37:105). Şüphesiz o, Şeytan’ın esinlediği bir rüyaydı. Tanrı’nın değiştirilemez yasası şudur: “Tanrı asla günahı savunmaz” (7:28).
Millet-i İbrahim
İslam, Kuran boyunca “Millet-i İbrahim” (İbrahim’in Dini) olarak adlandırılır (2:130, 135; 3:95; 4:125; 6:161; 12:37-38; 16:123; 21:73; 22:78). Dahası, Kuran bize Muhammed’in İbrahim’in bir takipçisi olduğu bilgisini verir (16:123).
İbrahim’in İslam’ın ilk elçisi olduğu gerçeğinin genel olarak farkında olunmamasından dolayı, birçok sözde Müslüman Tanrı’ya meydan okur: “Eğer Kuran, (Tanrı'nın iddia ettiği gibi) eksiksiz ve tamamen detaylı ise her bir iletişim namazının (Salat) Rekâtlarının (ünitelerinin) sayısını nereden bulabiliriz?” Kuran’dan öğreniyoruz ki, İslam’ın (Teslimiyet’in) tüm dini pratikleri Kuran’ın vahyinden önce zaten tesis edilmişti (8:35, 9:54, 16:123, 21:73, 22:27, 28:27). 16:123 ayeti, İslam’daki tüm dini pratiklerin Muhammed doğduğunda bozulmamış olduğunun direkt kanıtıdır. Muhammed'e “İbrahim’in dinini takip etmesi” emredildi. Eğer ben sizden renkli bir TV almanızı istersem, sizin renkli TV’nin ne olduğunu bildiğiniz varsayılır. Benzer şekilde, Tanrı Muhammed’e İbrahim’in pratiklerini takip etmesini emrettiğinde (16:123), bu tür pratikler çok iyi biliniyor olmalıdır.
İbrahim’e verilen İslamî pratiklerin ilahi olarak korunduğunun bir başka kanıtı, bu tür pratiklerin “Evrensel Kabulü”dür. Günlük beş vakit namazın Rekât sayısı ile alakalı hiçbir anlaşmazlık yoktur. Bu, Salat'ın ilahi olarak korunduğunu ispatlar. Kuran’ın matematiksel kodu, günlük 5 vakit namazın Rekât sayısının sırasıyla 2, 4, 4, 3 ve 4 olduğunu doğrular. 24434 sayısı 19’un katıdır.
Kuran sadece bozulmuş olan pratiklerle ilgilenir. Örneğin, bozulmuş abdest 5:6 ayetinde kendi orijinal dört basamağına geri getirilir. İletişim namazları (Salat) sırasındaki ses tonu bozulmuştu—birçok Müslüman sessiz namaz kılar. Bu durum Kuran’da, 17:110’da düzeltilmiştir. Ramazan süresince tutulan oruç, Kuran’da gece boyunca cinsel birleşmeye izin verecek şekilde değişikliğe uğradı (2:187). Zekat 6:141’de orijinal haline döndürülür ve Hac dört doğru ayda yapılacak şekilde orijinal haline döndürülür (Ek 15’e bakınız).
Bize e-posta göndermekten çekinmeyin; eğer mevcutsa, bulunduğunuz yere yakın Teslim Olan topluluklarını bulmanıza yardımcı olabiliriz.
Telif Hakkı © 2026 Evrensel Birlik. Tüm hakları saklıdır.